10 Nisan 2009 Cuma

"bir şey olacağı yok ama insan bekliyor…bekliyor işte."


Hayat karmaşası;


* İşini iyi yapmayan layıkıyla yapmayan herkese acayip kıl oluyorum. Gün geçtikçe anlıyorum ki yönetici olsam süper de gıcık bir tip olurum. Kendim mükemmel yapıyorum diye bir iddiada bulunmuyorum ama ne olursa olsun bir insanın yaptığı işe ve iş arkadaşlarına azıcık saygı göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Kendimi de gereksiz yere aldığım sorumluluklardan ötürü enayi ilan ediyorum.

* Yaşa hasret gözlerim için kullandığım yeni ilaç ( son çare) Restasis, çok ağlamak sonrasında yanan gözlerin hissiyatını tüm gün boyunca yaşamama sebep oluyor. Birde pek hassas olup herşeye göz yaşartabilecek kıvama geliyorum. Ama artık son umudum olduğu için gelişmeleri tüm yan etkilere rağmen merakla izliyorum, umuda doğru yol alıyorum.

* Daha önce kaleme aldım mı bilmiyorum, Arnavutköy’de süper bir bina vardır eski Garga şuanki
abracadabra. Lokasyon olarak Arnavutköy’ün en iyi yerinde olan bu mekanla ne yazık ki bir türlü talihim barışamadı. Garga süper bir dekorasyona, orjinal bir menüsüne rağmen o iddialı fiyatların hakkını veremediğinden kapanıp gitti. Yerine açılan Abracadabra ise yerine iki kişilik kahvaltı iddiası ile bizi aç bıraktığından üzerine güzel bir çarpı çizdirdi. Bu havalarda gidilecek en güzel yerin önünden ne zaman geçsem bu kısmetsizlik geliyor aklıma ve 3. işletmecisi olursa ( kimsenin ekmeğinde gözüm yok) tadilat zamanında gidip eteğimdeki tüm taşları dökmek, lütfen aynı hatayı yapmayın demek istiyorum.

* Arnavutköy demişken, Takanik’in ve balık yeme hallerime de değinmek isterim. Eskiden Yeniköy’de salata, mısır ekmeği ve kabak tatlısı yediğim mekan Arnavutköy’de de açılınca her hafta gittiğimiz ve gerçekten de balık yediğimiz bir yere dönüştü. Ve ben bu haftalık ziyaretlerimde şunu idrak ettim, İstanbul balığa aç arkadaşım. Hergün her vakit balık yiyor insanlar. Haftasonu Cuma pahalı ucuz ayrımı olmaksızın millet balığa koşuyor bu da böyle biline. Havalar güzelleştiği için ortalara dökülen balıkçılardan ve olta teröründen ise hiç bahsetmek istemiyorum.

* Mekan bahtsızlığına başka bir örnek olarak ise Lavanta’yı vermek istedim. Bilgi’nin çok çok zaman önce bir dergide görüp “aaa buraya gidelim” diyerek aklımıza soktuğu Lavanta’yı dün deneme fırsatı bulduk. Hissiyatlarımı uzun uzun yazsam destan olur, ama Vedat Milor tarzı fiyat/performans oranına koca bir sıfır vererek, çok gereksiz çok gereksiz diyerekten söz konusu Ortaköy’de yemek yenilecek bir yer ise House Cafe, Picante, Feriye ( Lokantası değil, ayrı bir cafesi var), birde Banyan’ın altındaki italyan restorancısını düşünmenizi öneririm.


* Bu kadar şikayetin yanında bolca övgüler yağacağım bir yer var ki, onu da nazar değmesin diyerek kendime saklıyorum.

* Manasız bir mekan olarak Happily Ever After’ın da bu popüleritesini çözemediğimi itiraf etmem gerekir. Arka planında biraz fesatlık yatıyor olabilir kabul ediyorum. Eski Milagro ondan eskiden de
Nady's ‘i ben pek ama pek severdim. Dekorasyonu, böle kımıl kımıl oluşu, falanı filanı. Orası biraz daha janjanlı olmak için Milagro oldu, ona da eyvallah dedik ama en sonunda oranında Happily Ever After’a dahil edilmesine de isyan ediyorum. Bu sonuçla izinden gittikleri Lucca tarzına çok yakında kavuşurlar gibi.

*Bu güzel bahar havalarında İstanbul’da yaşayıp insandan uzak olmak nasıl mümkün olur, bunun araştırmalarını yapıyorum. Tabii evin içinde olmayacağız, sinemaya gitmeyeceğiz ama trafik, insan kaosu da yaşamayacağız. Bazen gerçekten bu mümkün olamaz gibi geliyor bana. Son şans olarak bu haftasonu da bir karşı havası alıyım diyorum.

*Haftaiçi “bıraksanız tüm gün gezerim” dediğim D&R’ da aynı şekilde haftasonları işgal altında buluyorum. Ve her haftasonu, “bu kadar kitap okuyan insan var mıdır ya?” sorusuna kendimce cevap arıyorum.

*Geçen hafta 700 sayfalık kitabı bitirmişken, bu hafta 130 sayfalık kitabı bitirememenin utancı içindeyim. Kitapları yarı yolda bırakmak gibi bir huyum olmasa da Pazartesi yeni bir kitap ile işime gitmek istiyorum.

* Bu haftalık laf salatasının sonunu ise haftasonu dinlenecek Teoman albümünden bir kuple ile sona erdirip, herkeşlere şapşahane bir haftasonu diliyorum. Basketbol anıları, mahaller halleri yazı serilerimize ise en yakın zamanda bir kuple yeni yazı eklemeyi de planlıyorum.



"acıtıyor güzelliğinfarkında mısıntenin esmerruhun sarışın"

ps. ilgili yazı henüz fery tarafından edit edilmedi.

Hiç yorum yok: