20 Mart 2009 Cuma

"onca neden varken ve tam sırası gelmişken hiçbir şey yapmamış ve susmuşuzdur"




Eskilerden bir yazı ararken, eskilerden başka bir yazıya denk geldim. Taaa 2 sene öncesinin, ama düşününce daha dün gibi maşallah... Yazıda bahsi "yeni doğmuş bebekcik" olarak geçen Nisa delisinin de son model olmasa da en deli fotolarından birini de yazıma iliştirmek istedim. Her baktığımda çok eğlendiğim bu foto sizinde cumanıza güzellik katar diye de tuhaf bir hissiyatım var.
ps. Nazar değmesin demezseniz halası sizi döver bunu da belirtiyim.
....Şimdi sayın okurcu,
Bu hafta bazen uzun bazen çok kısa olabilen elastik ve subjektif birşey… misal bugün günlerden Perşembe ama ben nankörlük yapıp Cuma olsaydı daha bir muhteşem olacağını düşünüyorum, ama benimkisi sadece bir düşünce kimseden bugün de Cuma olsun talebim yokJ ayrica cumanın gelmesini istemek de benim için bir paradoks, malumunuz akli selim olmayan bir controlingci mezunu olarak kendimi ay sonu faaliyetleri ile bezendirdiğim için, yarın hiç de Cuma gibi geçmicek bunun bilincindeyim…
Ama ben artık gidişata değil sonuca bakan yüzeysel bir insan olduğum için,bunu çok önemsemiyorum aile saadeti içinde şahane bir haftasonu hayalimi buralara serpiştiriyorum.
Iş bu yazının yazılmasının hiçbir amacı yok aslen:P yani aklımda bir kaç fikriyat var ama onları toplasan yazı etmez ben yine de maddeleştiriyim.
*- Bir süredir peşimi bırakmayan mutsuzluk hastalığı münasebeti ile, yazılarıma da yansıyan bir umutsuzluk hali mevcut olduğundan ötürüdür ki, space’ciğime bir vekil yazar aramaya karar verdim. Yani bazen masaya yumruğunu vurup tuğba kendine gel, sen git iki film izle ben o arada yazılarını yazıyım diyecek, benim karamsarlığımı iyimserliğe dönüştürebilecek, şuursuzluğuma ciddiyet kılıfı büründürecek, o öle diyor ama aslında bide olayın böle bir yanı var diyecek yani falan filan yapıcak bir ek ses istiyorum buralara…
*Bir aslan burcu insani icin bu cagrinin ehemmiyetini anlamayanlar olabilir pek tabii ama şöle söylüyelim, gelen kişi haliyle space sahipçisi vekili değil, space kalfa adayı olucakJ kendisine teknoloji terkettiğim zamanlar dışında hoppidi yazı yayınlama hakkı verir miyim bilmem, yani aslında benim için keine problem de işin ucunda şifre paylaşımı olduğu için , bu da mevcut şifrelerimin en karizmatiği olduğu için ne yapacağıma dair daha bri fikriyatım yok.
*Bu yedekcilik konusunu bir yana bırakır isek, Turk televizyon tarihine değinme ihtiyacm mevcut . Kanal turk sağolsun , trt’nin fevkaledenin fevki dizilerine tekrardan adamakıllı saatlerde rastlayabiliyoruz ve ben kaçıncı tekrarı olduğunu bilmeden izlerken yine ve yeniden hayran kalıyorum bu dizilere, bu sebeptendir ki, space’imin dizi oscarlarinin en en drama ödülünü yeditepe istanbul’a, en en iç ısıtan dizi ödülünü de şaşıfelek çıkmazı’na veriyorum…
Yeditepe istanbul repliklerini de zamanında elimde kalem ile izlemediğim için utanç duyuyorum kendimden, hatta yetkililer sesimi duysun o replikleri kitap yapsın istiyorum…niye bu israr diye soranlara sadece bir kaç örnek iliştirmek istiyorum.
duru: ben sana teşekkür etmek istiyorum; hissettiğin güzel hisler için...ömer: bir teşekküre hayırın anlamı değişmez, eğer bu teşekkür teselli için ise buna hiç gerek yok; ben seni iskambil destesinde bulmadım ki şansıma küseyim

duru: dünyanın en şık halteri...ömer: hüznümün üzerine ağırlık koymam lazım. di mi ama? yani, vakitsiz bir gözyaşı olmasın diye muhtelif duygularımıza kas yapıyoruz.
Ali: birini seviyorum, kalbimdeki bütün yuzler ona donuyor"
yusuf: adım yusuf, otuzbeş yaşındayım. daha hiçbirşey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. o yüzden kenarındayım...
yine yusuf: aşkın kar zarar defteri yok, alacağın varsa yüreğine yazacaksın...

zamanı olanlar kanalturk de, olmayanlar youtube’de göz atsınlar bu diziye... ben ki bir isi genelde baska bir ilse istirak yolunda yaparım, bu diziye bunu yapamıyorum, cunku satırlar cunku oyunculuk cunku herseyiyle dizi,dur bakalım dedirtiyor bana...
benim bu yüzden de , yazarcılık zamanımdaki köpek , bahçeli ev hayallarime , şaşıfelek öıkmazi, yeditepe istanbul, nasıl evde kaldım dizileri de eşlik etmelidir....çok özeldir benim için hepte öle kalıcaktır... falan ve de filandır. Fazlası da bolca göz yaşıdır...
neyseciğime sabahın bir korunde bu kadar duygusallıktan sonra, iç açıcı bir konuya geçiş yapmam lazım, malumunuz daha yedek yazarcımız da bulunamadı zaten.
şimdi efendim, klanımızda 1 halamiz, 2 teyzemiz, 1 dayımız mevcutken, hala sayımızı ikiye arttırmak günü bugün. ismi için beynimi çokca çalıştırdığım nisa hanım bugün kısmetse dünyaya merhaba diyecek ve nuray junior da hala olucakJ sağlıkla sıhhatle huzurla analı babalı büyümesi dileklerimle diyerek, cümlelerimi nihayete erdirmiyorum ki, bundan sonrasini halasi doldursun artık.

çok daldan dala bir yazı olmakla beraber, yeditepe istanbulun ömer duru diyaloglarinin içime işlemesine sebep olduğu için kendimi bide senaryo yazarcısını tebrik ediyorum....
ps. bugün hayata karşı gayet olumlu yaklaşmaktayım, gerekli mercilerce bunun dikkate alınmasını, karma felsefesinin yürürlüğe girmesini talep ediyorum

Tri lay lay ve de lomm...




Üstat' da yayınlanma tarihi: 29 Mart 2007

Hiç yorum yok: