21 Mart 2009 Cumartesi

"kaybeden olmak varken, zafer lüks bana"


hayatta bazı şeylere ne kadar geç başlarsanız o kadar iyi...

Mesela sigara içmeye 15 yaşında başlamak ile 30 yaşında başlamak arasında fark vardır. Bir insan evladı neden 30 yaşında sigara içmeye başlar onu da anlam zaten.

Saçlarınızı boyatmak da böyle birşey.... Eğer biryerden sonra doğanın kanunları size, bu beyazlarla başet bakalım diye meydan okuyacaksa, sizin bundan önce biricik saçlarınızı kimyasallar ile bütünleştirmenin manası yoktur.

Ve pek tabii ki diş hekimciniz ile tanışmak. Yani bunun erken olmasının hiçbir faydasını görmeyen biri olarak iddia ediyorum, ne kadar geç o kadar güzel. Bu aleme 8 yaşında girdim ve hala ağız sağlığı konusunda huzura ermiş değilim. Takma dişlerime geçiş yapınca da mutlu olamayacağım diye de bir korkum var haliyle.

Bununla gurur duymuyorum ama ağzımda 32 dişim bile yok, ama yine de ömrümü çürüten dişci koltuğunda uzun vakitler harcamaya devam ediyorum. Dolgu yaptırmasam, ağzımı o kadar uzun süre açık tutmak zorunda kalmasam birde ağızdaki suyu almak için konulan o şıfır şıfır sesli boru olmasa az çok idare ederdim ama cidden artık bu konuda bezgin hallerimin arasında.

Bunun için evimin yakınlarında ( mesela Nİşantaşı'nda ) ama ucuz ( bu durumda Nişantaşı eleniyor), ne yaptığını detaylı detaylı anlatabilecek ( mümkünse bir aynadan izleyim herşeyi) diş hekimi aranıyor, herkeslere duyrulur.

ps. küçüklük saflıklarımdan biri de; her hafta diş hekimine gitmeden önce dişlerim daha beyaz olsun diye, iki farklı diş macunu ile bir kere fırçalayıp, sonra birde ikisini karıştırıp fırçalamamdı. Artık bu kadar saf olmasam da, dişçi randevularımdan önce hala bir sınava çıkıyormuşum gibi hissediyorum ve bu yüzden de söz veriyorum doktor, bundan sonra dişlerime gözlerim kadar iyi bakacağım.


Hiç yorum yok: