15 Mart 2009 Pazar

"benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok"


Bu haftasonu iki şey öğrendim; aslında iki konu kafama dank etti veya bir konu kafama, diğer konu yüreğime taş şeklinde yer etti de diyebiliriz.

Bu haftaya dair birinci hayat öğretimi Hayrettin Karaca'dan edindim. Hayatı ne kadar sorumsuz ve şuursuz yaşadığımızı, tüketim hırsıyla gözümüzü ne kadar kör ettiğimizi ve asıl sahip olduklarımızın değerini bilemediğimizi gecenin bir yarısında, bir tv programı sayesinde idrak ettim ne yazık ki.

İkincisini ise biricik dedemden gözlemledim; Hayat arkadaşı olmanın, bir ömürde bir yastık tüketmenin nasıl birşey olduğunu gördüm, anladım, hissettim bu haftasonu...

Bir süredir anneannem rahatsız. Kendisinin ve bizim de pek kabul etmediğimiz bir gerçek var ki, o artık biraz yaşlı, bunun içinde vücudu ufak tefek arızalar çıkartıyor. Sağolsun tıp da pek ilerlemiş, şıp diye deva da üretiyor. Yani aslında - şükürler olsun ki- ortada büyük bir dert ve tasa da yok.

Ama işte söz konusu olan 40 küsur senelik hayat arkadaşınız olunca, teknolojinin derdinize çare bulma ihtimali olmuyor. Bir köşede sessizce oturup, "ya ona bişey olursa ben ne yaparım o zaman?" diye düşünmeden kendinizi alamıyorsunuz. Merak ediyor, endişe ediyor, acısını paylaşamadığınız için dert ediyorsunuz. Ne yediğiniz yemeğin, ne de etrafta olan bitenin anlamı kalıyor sizin için. Bir an evvel, iyileşsin diye dua ediyor, umut ediyor ve kaç yaşında adam olduğunuzu umursamadan gözyaşı döküyorsunuz.

İyi olduğunu bilmek değil, görmek istiyorsunuz. Görünce gözleriniz ışıldıyor, çocuksu bir sevinç kaplıyor yüzünüzü. Aslında bekide zaten bir çocuksunuz; en sevdiğiniz oyun arkadaşınızdan mecburen ayrılmış, dönsün diye sokakta bekleyen, inatla bekleyen, o olmazsa oyun oynamanın da anlamı yok ki diye düşünen koca bir çocuk...

Bunun içindir ki, biraz acı bir dersle anladım " hayat arkadaşı" olmanın anlamını.
ve yine bunun içindir ki, çok da sevmediğim türde bir kişisel yazı yazdım. Hasta deyip olayı dramize etmemek içinde detaya da giriyorum ki meraklanmasın yazıyı okuyan kimsecikler; Anneannemin kalp damalarından biriı tıkalı olduğu yarın kendisine stent takılacak ve sonrasında da eski süpersonik hallerine geri dönecek inşallah.

Siz de takdir edersiniz ki, bu hafta "Pazartesi depresyonuymuş, ayy yine iş , yine sevmediğim insanlar" türünden dırdırlarını yayınlamıyoruz.

2 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

çok geçmiş olsun

malumafatrus dedi ki...

çok teşekkürler. bugün annanem hastaneden çıktı, inşallah kısa zamanda da eski haline geri dönecek.