8 Şubat 2009 Pazar

"yine o sabahlardan, henüz gün doğmadan"


Haftasonu halleri;
Cuma akşamı, tam anlamıyla bir bahar havası vardı İstanbul’da. Hiçbir şey yapmak istemeyenleri bile sahile koşturdu ki, bizde bu kısımda yer aldık. Bendeniz yine idrak ettim ki, Kitchenettelerin hiçbirine kalabalık olma saatinde gitmemeliyim, çünkü o şu kadar bekleyeceksiniz, şu an 4 kişilik masamız yok hallerine falan gelemiyorum. Hem num-num’un ceasar salatalı pizzasına aşık olmuşken, biraz orayı aşındırmak da fayda görüyorum.

Neyseciğime efendim, güzelce bir yemek yedik... Blg ile kurduğumuz hatun hadisesi danışmanlık hattı münasabetiyle bir arkadaşımıza uzun uzun ahkam kestik, fikriyatını değiştiremeyeceğimizi anladık, eyvallah diyerek kahve faslına geçtik. Sonra nry bize katıldı ki, 1 haftadır insanlık dışında çalıştığı için yemek yemek, insanlarla alakadar olmak acaip bir mutluluk kattı kendisine.

Sonra biz eve dönüş kısmında yürürken, akademisyen olduğundan şüphelendiğimiz bir çift tarafından durdurularak kısa ama değişik bir sohbete girdik, çok şaşırdık, çok güldük...Yolda kendi kendimize hadiseyi idrak etmeye çalışırken, barış’ın “ çok mükemmel bir anım oldu” sözü üzerine düşünmeyi kahkahaya teslim ettik.

Cumartesi günü; sabahın köründe kalkmamın sayesinde; 2.5 yıl önce D&R’daki görevlinin tavsiyesi ile aldığım 150 sayfa okuduktan sonra ara verdiğim, bu süreçte birkaç kez elime aldığım ama bu hafta artık bitecek bu dediğim Alamut Kalesini bitirdim ki, aslında cidden öyle bir kitabı neden bir çırpıda bitiremediğimi de anlamadım.

Uzun süredir hafta sonunda alışveriş merkezlerinden uzak dursam da ( kanyon hariç tabii) ferinin hediyesini almak ana hedefi ile kendimizi istinyepark’a attık ve pek zararlı olarak çıktıkJ Tam çıkarken nry.ın ya şurda bir gelinlik gördüm, alalım illaki lazım olur birine şeklindeki yorumuda alışveriş manifestomuzu açıklıyordu.

Bu yorgunluğun sonunda gidip tanıdık bir mekanda karnımızı doyuralım dedik ama sigara dumanı hadisesiyle canımız sıkıldı, homofobikliğimizde nüksetti, bir mekanın daha üstünü çizdik.

En sonunda evimize vardığımızda, bu sefer gecenin hazırlıklarına başladık. Koşa koşa alemlere gittik. Tabii ben uzun süredir Cumartesi akşamı o saatte istiklalde yürümediğim için insanlardan ürktüm, amaç eğlenmekse reasürans pasajı ne güne duruyor diye de kararımı verdim. Ve kendimi aşarak, epeyce geç saatlere kadar bizimkilerle beraber takıldım ki, gecenin sonunda iyi de kalmışım dedim...Çünkü şuan dün gece yaptıklarını hatırlamadığını düşündüğüm ve adını vermek istemediğim bir arkidişimiz bizi o kadar eğlendirdi ki, kırk yılda bir çıkarım ama tam çıkarım diyerekten de hava yapacak hale geldim.

Bunlar sizinde tahmin edeceğiniz gibi, pek alışık olmadığım aktiviteler..Aktivitelerin arasında beyin fırtınalarımı da yazının tatlısı olarak şöyle serpiştirelim...

Çevrenizde neler olup bittiğine dikkat edenlerdenseniz; ekonomi bilginiz olmaksızın Unitim ve Shaya gruplarının kriz sebebiyle epeyce önlem aldığını farketmişsinizdir. Birer birer kapanan dükkanların devamında başka önlemlerde alınacak gibi...

Harvey Nichols’un artık Sabancıların olması da bunlardan biri mesela.

Aynı hadise For You kozmetik marketlerinde de mevcut. Başbakan danışmanlığının gazıyla açılan dükkanlr birer birer kapanmaya başladı bu sıralarda.

Ve 14 Şubat geliyor, kriz miriz dinlemeyiz diyen pek saygıdeğer mekan sahipleri; Kenanım Doğulumu Suadaya çıkartmak için bizden kişi başı istediğiniz tutar yüzünden size de teessüflerimi sunuyor, orkide planımı daha önceden uygulamaya soksaydım konsere de giderdik ne güzel işte diye hayıflanıyorum.

Yazı bitti, (aslında günün ortasında olmama rağmen) Pazar geçti diyerek satılarıma son veriyor, herkese Cuma güzelliğine günler temenni ediyorum.

Peh peh ve pehhhh

2 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

Tam güzel yerinde bitmiş sanırsam, izlediğimiz kadarıyla pazar akşamı (yani şimdi:) ) istanbul'da feci lodos varmış :))

malumafatrus dedi ki...

Hem de acaip bir lodos var. Başıma bir trafik lambası düşmediği veya boğaz'ın ortasında bozulan vapurda olmadığım için kendimi şanslı hissediyorum.