19 Şubat 2009 Perşembe

"yapamam gidemem sandın ki vazgeçemem"


hayat halleri;

duyuru; sayın cnbc-e yetkilileri, las vegas'ın da 5. veyahut 6. tekrarına gidiyorum, benim çalıştığım iş yerinde hatırı sayılır çalışan var, onların %25'i sabahları sizi izliyorsa onlarında durumu benimle aynı. Bu yüzden artık sabahın köründe yayınladığınız diziyi değiştirseniz diyorum.

Google'un ben ne kadar yanlış yazarsam yazayım; " değerli arkadaşım, aradığın gerçekten bu mu, sanki aslında sen bunu arar gibisin" demesine bayılıyorum. Sen çok yaşa değerli google:)

Google demişken, insanların gmail dışında bir mail kullanmasını anlayamıyorum. Hele ki hotmail veya yahoo'dan bir attachment göndermek, bana tam bir kabusu andırıyor.

İşyerim dahil üstünde itiniz veya çekiniz ( ingilizcesi de dahil) yazan kapılar beni çok fena afallatıyor. Görsel hafızamda bir kopukluk olduğundan şüpheleniyorum, yoksa çekiniz yazan bir kapının önünde niye 40 sn. ne yapacağımı sorguluyorum. Eee bide çekiniz denilen kapıyı itma durumu var ki, bu belki yaşlılıktandır diye düşünüyorum.

Bugüne kadar anlatmadığımı düşünerek şöyle de küçük bir anektot sunmak isterim; Blogumun isim babası Travis olmakla beraber, impossible to forget'den writing to reach you'ya geçiş sebebim, travis konserinde fuhrerschein'ın tamda bu şarkıyı dinlerken, aslında tam da senin bloguna uygun bir isim önerisidir. Bu yaz, Coldplay Türkiye'ye gelirse, fuhrerschein ile koşa koşa konsere gidip, blogumun isminin Viva la Vida olarak değiştirme fikrimi masaya yatırıcağım.

Yazıyı yazarken Kral Tv izlediğimden sormak hissiyatım doğdu, Ziynet Sali neden kendini bu kadar Jenifer Lopezleştirmek istiyor bilen var mı?

Clive Oven gibi bir insanötesi varlık İstanbul'a gelip benim yanımdan geçerse ve ben kendisini farketmezsem Allah beni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Çekici erkek ve yakışıklı erkek arasındaki farkı daha iyi sindirmek için bknz. Arena Şubat sayısı.

Bir zamanların şarkı söyleyici adayı Sevda'nın Yılmaz Erdoğan ve evliliğine dair ettiği lafları, haftanın ve galiba ayın acizane halleri olarak seçiyorum. Bu nasıl bir hadbilmezlik, bu nasıl bir hayalperestlik anlayamadım. Sezen Aksu'nun sözleri ile, yazık geçen zamana yazık demek istiyorum.

Doğan Grubu'na kesilen vergi cezası, birgün hükümetle ters düşecek tüm kuruluşlara kesilecektir.

Ferhat Göçer, neden tüm kliplerinde kameraya bakmadan şarkı söylüyor, kendisinde kamera fobisi mi var merak ediyorum.

Değerli pekcan sayesinde Julide Ateş'i keşfettim.
(aslında klanın yarısı keşfetti) Müslümle başlayan bir haftayı süpere renklendirdi Heves ettik konserine gidelim istedik, ama kendisinin konserini Pazartesi akşamı gibi absürd bir vakte koydukları için başka değerli bir organizasyonda buluşmak üzere randevulaştık.

Issız Adam sayesinde, hatunların yürümeyen ilişkilerine süper bir kılıf bulduklarını düşünüyorum: Neymiş tam bir Issız Adam'ı sendromuymuş. Filmden önce bu adamlar sorunsuz olmadığına göre, o zaman bu sorunu nasıl tasvir ediyorlardı merak ediyorum.

CNN Turk'un spor haberlerine sunan Tuğba adlı spikerin donukluğuna bir çare bulunabilecek mi merak ediyorum. Karşısındaki rakip zaten bURcu Esmersoy'ken başarılı olma ihtimali yok biliyoruz ama sanki sabah 4 haberlerini sunarmışcasına bir bezginlik seziyorum ben hep.

peki ben bezgin miyim, mutlu muyum, umutlu muyum, hayalperest miyim, sinirli mi, huysuz muyum? Bu sorunun cevabını aramaya yollara düşüyor, her zamanki istikametim olan Bandırma'ya kaçıyorum.
(hava şartları el verirse tabi)

bu yüzden özleyin ve özlenin sayın okur...

hadi bana bash bash.lar

Hiç yorum yok: