4 Şubat 2009 Çarşamba

"denizin laciverdine, dalıp gitmişim, rüzgar vakti şimdi"


kadınlar hakkında...

İnsanları tanımak pek kolay bir hadise değil...

İnsan 40 yaşından sonra kendi içine dönüp, ben kimim diye sorarken, etrafındakiler hakkında kesin kanaatlerinin olmasını bekleyemeyiz. Ama bir de ilk görüş hadisesi vardır ki, orda karşınızdaki hakkında epeyce bir fikriyat edinirsiniz.

Yada siz öyle yapmazsınız, ben kendim böyle olduğum için herkesi böyle sanarım.

Ben mesela, hiç tanımadığım ama hergün gördüğüm insanlar için çok kesi kanaatlere sahibim. Hatta bu hissiyatlara o kadar sıkı bağlanırım ki, tanımaya  başladığımda fikriyatlarımı gerçeklerle güncellemekte zorlanırım. 

Ama asıl hadisemiz bu değil zaten.. Benim derdim hatun bakışı. 

Yine kadınları sınıflandırmak gerekirse;

Fesatça bakışlarla dünyaya bakan kadınlar;

Boş ve manasızca dünyaya bakan kadınlar 

ve hayat normalinde bazen öfkeli, bazen yorgun bazen neşeli hayata bakan kadınlar...

Yine şizofrenliğimden olsa gerek, bu bakışların erkekler tarafından pek de idrak edilemediğini düşünürüm. Ve benim için kötü bakışlı kadınlardan mümkün olduğu kadar uzak olmakta her zaman fayda vardır. İçi iyi olsabile öyle bakışlarla insan tüm ilişkilerinde 2-0 geride başlar.

Tabii herkesin hissiyatı ve bakışı kendine, milletin gözüne de perde çekecek kadar manyaklaşmış değilim çok şükür.

Benim manyaklığım, ya bende öyle bakıyorsam türünde hortladı. Yani sonuçta insan aynaya bakıp da ya benim bakışlarımda da bir fesatlık var demez herhalde, ee böyleyse bende bu hastalığın varolup olmadığını nasıl idrak edeceğim???

Bu saçma iş gününe de böyle bir paranoya uygun düşerdi diyerek satırlarıma son veriyor, kadın kadının kurdudur diye kendi uydurduğum bir anonim atasözünü de buralara serpiştiriyorum.




1 yorum:

Fery... dedi ki...

kadın kadının kurdurdur gerçekten...