11 Şubat 2009 Çarşamba

"hangi ara koptu yaprak yaprak takvimler"


peki sorarım sana Leyla, Ali Rıza Bey'in ne suçu var?


Yaprak Dökümü, 100. bölümüne yarışır bir dram ilen Çarşamba akşamıma ve depresyonuma renk kattı sağolsun.

Aslında herşey atv'nin suçu. Avrupa Yakası'nın yayınlasaydılar olmazdı böyle.

Bu bölüme iki hatun damgasını vurdu ki, öncelikle Ferhunde'den başlamak lazım.
Altında yatan sebep her ne olursa olsun, bir insan bir ailenin mutluluğuna bu kadar mı taş koyar yahu? Aileyi berbat emiş, saf aşık kocanı hapislere yollamışsın ama maşallah yine de ayy kimseler sevmesin o aileyi diyor, çalışıp çabalıyorsun.
Ferhunde 100. bölümde attığı 1001. kazık ile hem Alı Rıza Bey ve ailesinin ocağına incir ağacı, hemde benim böğrüme kocaman bir taş dikti. Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın diyor, Leyla'ya ağlıyorum.

Ki hiç sevmem kendisini, etti ve buldu derim ama kız benim suçum ne var derken de haklı yahu...Sevilmeye böylesine ihtiyacı varken, kendinden kaynaklanmayan sebeplerden böyle bir utancı yaşamak dizi de olsa acı be üstadım.


Neyseki bu yazıyı yazma hevesim ile uyuma isteğim aynı zamanda geldi, bu dramın üstüne birde aşk yakar dramını izlemekten mahrum kaldım. Zaten aşk yakar da geçen haftaki bölümüyle yeteri kadar böğrümü yakmıştı.


uzun lafın kısası, dizi sektörü ve uyku içimi kuruttu, senaristler gençliğim çaldı.

Hepsine burdan selam eder, gözlerinden öperim.


Hiç yorum yok: