10 Şubat 2009 Salı

"benim gözlerim ne renk?"


insan karşısında kendisinin aynısı biri olsa nasıl tepki verirdi merak ediyorum.

yani eğer iş arkadaşınız veyahut sevgiliniz sizinle tıpa tıp karakteristik özelliklere sahipse, bu bir avantaj mıdır yoksa dezavantaj mıdır?

Bu sizi mutlu mu eder, yoksa kendi kendinize ve dolayısıyla karşınızdakine gıcık mı olursunuz?

Kendinizden bir kopyayla karşılamak büyük bir ütopya olsa da bazı konularda karşınızdaki kişinin sizin gibi olmasını arzuluyorsunuz. Zaten tüm hayal kırıkları da burdan çıkıyor. Ben olsam şöyle yapardım, ben olsam böyle yapardım diye tasavvur etseniz de, karşınızdaki siz olmadığından planlarınızda beklediğiniz şekilde gerçekleşmiyor.

Misal ben de, hayatımdaki insanların bu her şeyi hafızaya alma hissiyatına sahip olmasını isterdim.

Birine bir kere "ya ben vişne suyundan başka meyve suyu içmem" dediğimde, karşıma "şeftali suyu içer misin" sorusu ile gelmesin isterim.

Ya da yemeklerin hepsini tüm görgü kurallarının aksine tatlı kaşığı ile yerim dedikten sonra, yemek masasına büyük çatal konmamasını isterim.

Şekersiz çay içen birinin çayına kaç şekerli içiyorsun diye sormayı ayıp sayarım,

Dereotu ve maydonozun manasızlığı üzerine yakın zamanda fikir beyan ettiğim insanların, "dereotlu poğaça yer misin?" diye sormasına, "dalga mı geçiyorsun sen benimle" bakışımı fırlatırım.

tam tersi olarak;

Bu ufuk detayları hatırlayan insanlara da acaip bir saygı duyarım. Kabul bendeki sağlıklı bir şey değil ama karşınızdaki insana anlattıklarınız "50 first date " tarzında bir hafıza kaybı ile uçup gidiyorsa, siz de susar, ne anlatıcam ulen yarına yine unutucak zaten dersiniz.

Böyle hadiselere karşın pek kibar da olamam mafelefes.

Misal geçen haftalarda Bandırmadaki kuaför hallerinde uzun süredir alakadar olduğum kızın, "abin evlenmişti senin nasıl mutlular mı?" sorusuna, " onlar evleneli 2 yıl oldu ama sen bu 2 yıl içinde ısrarla yeni evlenmiş muamalesi yapmaya devam ettin onlara" dedim. Yani hatun beni önemsesin, şöyle yapsın böyle hatırlasın demiyorum, ama hatırlamıyorsak da bir muhabbet çerçevesinde oturmamıza gerek yok diye düşünüyorum.


Uzun lafın kısası; eskisi kadar çok konuşmuyorsam, çenemi boşa yorduğumu daha iyi idrak ettiğimdendir...


Ama biliyorum ki, bendeki hafıza da pek dayanmaz 35'e dayanınca kaçar gider, sonra bu yazılarıma bakıp bakıp ah ederim. O zamana kadar "ayrıntı insanlarına", etrafınızdaki hayatlara gösterdiğiniz özen için teşekkür ederim ki, bence özen böyle birşey değil diyenlere de, özen nedir öyleyse diye sorup güzel bir pas ile satırlarımı noktalarım.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Bende vardı böyle detayları hatırlayan bir hafıza. Ama çok gereksiz ve çok yorucu olduğunu çook sonraları keşfettim.

Artık sadece bana değer verenlerle ilgili şeyleri hafızamda tutuyorum, gerisi boş.

içimi mi döktüm ne:-)