4 Ocak 2009 Pazar

"sen üstüne alınma, bu sitem benden bahtıma"



Uzun zamandır ihmal ettiğim bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum dear okur, bu yazıda tamamen bu amaçla yazılmakta.

Şimdi az çok çevremdeki herkes benim ne kadar kamera fobisi olduğumu bilir. Eee serdede aslan burçu olma hali var, ne kendi sesimi, ne kendi görüntümü, ne ne ne ne bişeye karşı sempati duyabilirim. Ve haliyeti ruhu olan bu insana ( yine kendime yabancılaşmaktayım) bir sınav niteliğinde al şunu yap dediler ki, ondan sonra sevip sevmemek pek anlamsız kaldı.

Şimdi efendim, bizim new company geçmiş yılı nasıl geçirdik neler yaptık adı altında kocaman bir organizasyon gerçekleştirdi ve bizim değerliiii departmanımızın da yepyeni taptaze olmasından mütevellit ne yapacağız diye benim konuşmam gerekli göründü...

Sonuçtan önce çıkardığım dersleri sizinle paylaşmak isterim;

Kamera ışığı denilen bişey gerçekten var ve bende de kesinlikle o şeyden yok.

Kendi cümleleriniz olmadığı sürece ekranda sahte duruyorsunuz, sırıtıyorsunuz, sözlüye çıkmış öğrenci gibi oluyorsunuz, yerin dibinede geçmek istiyorsunuz.

Sonuca gelirsek, kamera camiası olan hayatım başladığı gibi bitti.

Derine inmeksizin, yeni başladığınız bir işte barkovizyonda millet ne kadar doğal konuşmuş şeklinde izlediğiniz bir videoda “biz montajlarız, hallederiz denilen ne olduğunu bilmediğiniz bir görüntünün “gelmesini bekleyerek, ayy benimki kesin çok iğrençtir diyerek, kendinizi görünce “ bu muyum ulen ben?” dediğiniz 2 dakikalık bir hadise ile insanlar çektikleri filmi nasıl izliyor ki diye düşünmeden edemiyorsunuz, kamera ile olan hayatınızı dondurucuya atıyorsunuz , ünlü olma hayallerinizi meçhul bir karakter ardında devam ettirmek üzere güncelledim.

Dışarda lapa lapa olmasada kar yağıyordu, hayatın anlamı eve gitmek, izlenen olmaktansa izleyen olmaktı....

Hoppidi hoppidi hop hopp


Üstat'da yayınlanma tarihi: 17 ocak 2008

Hiç yorum yok: