4 Ocak 2009 Pazar

"dilek tutmadan kaydı bütün yıldızlar"




Şimdi efendim malumunuz biraz canımız kıymetli, sağolsun zırt pırt da bizi buluyor, dilimize dırdır yapmak için sebep düşüyor...20’lik çıkarma, çektirme, çektirdiğine pişman olma, acıyı kanıksama, acıyı yoksayma hallerini tam nihayete erdirmiştim ki, uzun zamandır beni yalnız bırakan uçuğum sinsi bir operasyonla çıkageldi. Sinsi diyorum çünkü bu hadise yıllardır benimle olduğu için aşırııı dudak kuruluğunu takiben ortaya çıktığını bilir ve “bak yine uçukluyacak dudağım” diyebilirdim. Ama uzun süreli ayrılık bildiklerimizi de yanlışa döndürdü bu hain uçuk gerçekten de hop diye çıkageldi, bende sabah sabah aynaya derin bir hissiyatla bakıp öle başladım günüme...

Şimdi efendim malumafatrus'u nasıl tanır nasıl tanımlarsınız deseler 3 spesifik özellik var ki, gerçekten artık bunlar benim karakteristiğim olduda denilebilir. Evvela göz kuruluğu, kısa da olsa derin bir ilişkimiz var ve kar, kış, yağmur çamur demeden gözüne abuk subuk bişey damlatan bir insan evladı olarak zaten napuyor bu kız habure yahu sorusunu akıllara getirtiyorum. İkinci hadisemiz göz kuruluğundan daha uzun ömürlü ve resmen plaza dünyasının bana bir armağanı. Ben deniz açılmayan camlarla başlayan bir hapşırma hadisesine kapıldım ki, artık hapşırmadığım an/ zaman geçirmek, bir kere hapşırdıktan sonra nihayete ermek benim için hayal olmuş durumda... ve şu da varki, hapşırığım artık insani boyutları da zorluyor... Doktor amcaya gidip ben çok hapşırıyorum demek ne kadar absürd biliyorum ama bu hapşırma halide beni yorgun düşürüyor bilim dünyasının da bunu bilmesini istiyorum.

Ve asıl hadisemiz uzun ömürlü yoldaşım olarak değerli uçuklarım var ki, sanırım ilkokuldan beride kendileri ile haşır neşirim. Denizanaları ile meşhur marmara denizinden ege denizine geçiş yaptığım ilk yıl kaptım bu uçuk virüsünü ki, o gün bugündür birşekilde hayatımda. Bazen mevsim dönümleri, ani sıcaklık değişimleri sebep oluyor, bazende uçan kuş... Son 1 yılı düşündüğümde herşeyden ötürü uçuk hadisesi ile yüzgöz olmuş, her türlü kremi denemiş, 2 ayda bir bünyemin uçukla bişeylere reaksiyon vermesine şaşırmış bir kişi olarakdan sölüyorum, bir ömür böle geçmezzzzz......Konuya ilişkin doktora ödevimi bugün teslim edebilirim yeterki hadisenin profesürü olmuyim. Olgunluk yaşlılık adı herneyse bazı çoçukluk hadiselerine son veriyorsa, uçuğumda terk etsin beni ki, hapşırık ve suni gözyaşları bağımlılığım ile yola devam edebiliyim.

Bu kadar şikayetten sonra siz söylemeden ben şükrediyorum böle ufak tefek dertlerle kafamı doldurduğuma ama yinede insan ister istemez, neden böle üstüste geliyor herşey de rahat yüzü göremiyorum ben diye soruyor, sorular askıda kalınca bünye refleks olarak zovirax a sarılıyor, yapay gözyaşları ile yoluna devam etmek zorunda kalıyor.

Yazımızın ana teması itibariyle, şarkımızda sürünüyorum oluyor. Kelimeler bitsede insanoğlunun şikayetleri bitmiyor, belkide hayat böyle daha kolay devam ettirelebiliyor, falan filan....



Üstat'da yayınlanma tarihi: 5 Şubat 2008


Bugünden Not: Bu kriterler bu sene de değişmedi, dudaklarımın kuruluğundan anlıyorsam çok yakın zamanda tekrar uçuklu olacağım, göz kuruluğum ise gün geçtikçe artıyor, excel.i ve laptop'u hayatımdan çıkartırsam iyileşme umudum var.

Hiç yorum yok: