8 Aralık 2008 Pazartesi

"yolun açık olsun verdiysen karar"


aslan burcu olmak insanın hayatını kolaylaştıran birşey değil. Tabii tüm aslan burçları benim gibi manyak da değil, bu yüzden beni baz alarak tüm burçtaşlarımı sınıflandırmak istemem. Ama en azından bütün aslan burçları için saç hadisesinin önemli olduğunu varsayabiliriz. En azından bu yazı için bu varsayım gerekli. Bu bayramda her bayram gibi saç kestirme planım ile geldim, gittim kestirdim depresyonumu da bu sayede törpülletim, azıcık da olsa rahatladım falan.... Ama bu seferki konumuz, saç kestirme sonrası haliyeti ruhum değil. Aslında kısmen bir başarı öyküsü... Hani hatunların favori saç kesicileri vardır, kendilerini ona teslim ederler, böyle rahatlar çıkarlar onların dükkanlarından falan ya, bende bunların hiçbiri olmaz. Özümde kazulet bir insanım, yılışıklık sevmem, yalakalık sevmem, saçını boyayalım mı, gölge mi yaptırsak sorularını hiç sevmem....

Bunun içindir ki, ayılıp bayıldığım kendimi - daha doğrusu saçlarımı-teslim edeceğim bir kuaförcüm olmamıştır. Yaklaşık 20 adet saç kesicisi olan kendi çapında bütük bir kuaförcüye gidip, oranın iyi elamanlarına saç kestirir, beğenir veya beğenmezdim. Zaten bu yazıya konu olacak kuaförcü kardeşi de bu sayede tanıdım. Önce acaip kıl oldum, uyuz bir kişilikti çünkü, ee bende sempatik değildim bu yüzden normal bir iletişimimiz bile olmadı. Sonra benim saçlar mısır püskülüne döndü, ruhum değişiklikler aradı ve saçlarımı bir cesaret benim için kısa insanlık için orta boylarda kestirdim. Ve olmaz denilen şey oldu ben kısa bir saçla o salondan memnun ayrıldım. Sonra daha da olmayan birşey oldu ve diğer kuaförcüler de bu kesimi pek beğendi. Saçlarım uzadı, ben uzatma çalışmaları için, kahkül halleri için hep kendisine koştum ve bu değerli abimiz kendi salonunu açınca hop diye oraya da kaydım.

Dün kendisi önleri nasıl yapalım şöyle olsun mu dediğinde; "ya sana güvenmesem bu kadar rahat olmazdım şu koltukta" diye cevap verince olayın ehemmiyetini idrak ettim. Nihayetinde bir kendiniteslim kuafördüm olmuştu benimde...Bunun içindir ki, dünkü son müdaheleleri beğenmesem bile, sonra severim diye çıktım salondan... Geçen yıllar bana, artık kendi isteğimle kestirdiğim saçlara üzülmemem gerektiğini öğretmişti zira.

Şimdi tek derdim, ist.da bir zamanlar keşfettiğim en süperföncü, en eve yakın hairdesigner'ı bulmak... Oturduğum semtteki seçenekleri tükettiğim için azııck karamsar olsam da, 26 yıl sonunda elde ettiğim bu başarının verdiği inançla azıcık iyimserim, polyannayım sanki...

Bunu da bir başarı öyküsü olarak değil de , sadece can sıkıntısı yazısı olarak yazıyorum, okuyup da can sıkıntısını azıcık geçiren varsa ne mutlu bana....

Hiç yorum yok: