8 Aralık 2008 Pazartesi

"eksik birşey mi var"




ölüm söz konusu olunca kendi satırlarımı birleştiremiyorum...Kesinlikle kolaya kaçmak bu biliyorum ama ortak acılardan dökülen kelimleri arıyorum, kimler benim gibi düşünmüş, benim dilimden yazmış bakıyorum, bazen denk geliyorum bazen kelimeler toptan kifayetsizleniyor susuyorum.

Serhan Şeşen içinde bunun için uzun süredir birşey yazmadım. Babasının bir kopyası olan, hastalığı sayesinde tanıdığımız bunun içinde hayatımızdan kısacık bir sürede gelip geçen bir insan Serhan Şeşen. Tanımadık sadece acımasızca öldürülüşüne tanık olduk ne yazık ki...
Sırf Burhan Şeşen'in matemi bile insanın içini dağlarken, kendi yaşınızdaki bir insanın bir anda yok olan hayatı karşısında bünyenizde bencillik ağır basıyor ve benimde başıma gelebilirdi diyorsunuz nedense... Sonra bu sefer siz olmadığınız için şükrediyor aynı zamanda bu düşüncenizden ötürü utanç duyuyorsunuz...

Serhan'ı bizden çok daha iyi tanıyan Nil'in yazısını okumasaydım bu satırlara hiç girişmezdim. Ama o kadar doğru yazmış ki, o kadar doğru söylemiş ki, evlat acısından öte birşey yok derken, onun için ilk defa bir nil karaibrahimgil yazısı ekliyorum bloguma... ( kısmet olmadı sadece linkini koyabildim)

Keşke kendi gibi daha neşeli cıvıl cıvıl bir konu için olsaydı....


"Buket'le Burhan'a, saygıyla"
Geçen hafta biraz daha büyümek zorunda kaldım. Bağdat Caddesi’nin bir kaldırımında, yaşadığım sürece bir daha görmeyeceğim canım Serhan’a (Şeşen) el salladım.

..............



Hiç yorum yok: