5 Kasım 2008 Çarşamba

içim sızlıyor doğru, ama sana git demekten başka çare mi var?"


Dünkü sosyal sorumluluk yazılarımdan sonra bugünde kendimi basketbola adadim sayın okurJ Açıkcasi yazmakda da geç kaldığım bir olay ama önemli değil, olayın vehameti cidden içimi burktu, seken top severcileride burkucaktır tahminimceJ

Basketbolu tutku ile sevmeye başladığım ,teknolojinin, internetlerin daha bizim evin kapısından bile geçmediği , ibrahim kutluayı sadece ben tanıyorum sandığım , fast break ‘in ekim sayısını ayın 26 sinda bir ihtimal bulduğumuz zamanlarda hayatımıza haftalık bir basketbol gazetesi girdi. Gazetenin fikir babasi camiada pek sevilmesede önemli değildi, hangi maçta kim kaç sayı atmış öğrenebilme şansım söz konusu Bandırmada yaşam olunca ancak bu gazete sayesinde olurdu. Bandırmadan sonra dünyadan bir haber olduğum fen lisesinde bile, kantincilere Salı günü siparişim olurdu fanatik basket.

Gün geldi gazetenin gerçek sahipçilerini de tanıma şansı buldum, gün geldi onlarin arşivlerinde bulamadıklari sayıyı onlara gönderdim. Gün geldi hayatıma turk basket girdi ve fanatik basketi sırfda almak için aldım ama yinede ısrarcıydım. Bu gazete basketbol için bir mihenk taşıydı ve ne olursa olsun birilerinin bu emeğe saygı göstermesi gerekiyordu.

Ama gün geldi , salilar salilari takip etti… Bu sayıyı da kaçırdık hissi sonrasinda hiç eksiklik duymamaya dönüştü ve sonuç tamda bugün artık eski dosta bir göz atalım diyince; gazeteci verdi haberi. Artık yayınlanmıyor Fanatik Basket , oldu epey zaman dedi… Ben üzüldüm , sanki gazetenin sahibi benmişçesine, kapı dışarı konulmuşcasına üzüldüm; başta hellfire olmak üzerederdimi anlayacaklara seslenmek istedim… Bunun içinde bir dernek kursam mı diye düşündüm vazgeçtim J

Yinede acimiz büyük… gerekli saygının müsait bir zamaninizda gösterilmesini talep eder, iki kuple gözyaşı da yazımın sonuna iliştiririm.


Üstat'da yayınlanma tarihi: 9 Kasım 2007

Hiç yorum yok: