29 Ekim 2008 Çarşamba

zat-ı aline bir gün birisi "dur" desin.



Oray Eğin’in bugünkü yazısını okuyup da kendisini önemsemesine ve paranoyasına yuhh dememek;

Tuna Kiremitçi’yi görüp ne kadar kilo almış dememek;


Sabah gazetesinin Sezen Aksunun oğlu Mithancan diye bir çocuğun fotolarını yayınlarak gösterdiği derin başarıyı tebrik etmemek;

Mansur Forutan okumak eskiden daha zevkliydi sanki diye düşünmemek;

Okan Bayülgen gibi bir adamın kameralar karşısında yanındaki hatuna buyurduğu direktiflere şaşmamak;

Bir kahvaltı süresince içilen her çaya 4,5 YTL alan aşşk cafe’ye derin hissiyatlarımı sunmamak;

Bir Pazartesi akşamı Asmalı Mescit’in doluluğu karşısında ağzı bir karış açık kalmamak;

türkiye’nin en iyi üç kadın yazarından biri Ruhat Mengi ise, diğer ikisi kimdir acaba diye düşünmemek;

Nuray Mert’in Hasan Cemal gibi yıllarca aynı gazete fotosunu kullacağından şüphelenmemek;

Vatan gazetesindeki köşe sahiplerinin üslubu son derece kaliteli tartışmaları karşısında ağzı bir karış açık kalmamak;

Tuna Kiremitçi ile Demet Sağıroğlu’nu beraber görüp, hiç uyumlu gözükmüyorlar beraber diye düşünmemek;

Atv ana haberin yanlı haber hallerinden baymamak;

İstanbul’da haftasonu mahkum olup, yazlık sahibi olmak istememek;

Süreyya Yalçın’ın ne kadar çirkin bir hatun olduğunun kimse tarafından söylenmemiş olmasına anlam verememek;

Hergün Ortaköy’de satılan çekirdekli simit’den yemek istememek;

İndirim yalanı altında kanımızı sömüren alışveriş merkezlerinden fellik fellik kaçmamak;

Bengü’nün gezegen şarkısı ile Serdar Ortaç’ın Çık Git şarkılarının %60’ının aynı şarkı olduğunu iddia etmemek;

Banu Güven’in evli olduğunu yeni öğreniyor olmaktan dolayı şaşırmamak;

sanırım elimde değil sayın okur:)


üçnokta, virgül veya nokta....


Üstat'da yayınlanma tarihi: 19 Temmuz 2008

Hiç yorum yok: