24 Ekim 2008 Cuma

"insan önce kendinden başlar, geç kalır bazen pişmanlıklar"


bugün tekrardan farkettiğim birşey var; kırmızı renk beni bozuyor, dha doğrusu resmen enerjimi çalıyor. Daha önceleri kırmızı giyip, gün sonunda bitip tükenip ya bu kırmızı olmuyor bana diye düşünüp, sonrasında zaman geçip unutunca da hop diye tekrar kırmızı ile haşır neşir olmakta ve yine hüpp diye enerji seviyelerimi yerlerde süründürmekteydim. Bunun için bugün bu yazıyı yazıyorum, beynim beni dürtemiyorsa yazılarım kırmızı ile arama girsin de, bu enerjiksiz hal tavırdan kurtuluyim istiyorum

Bu yazıları okuyanlar fen lisesi mezunu olduğumu duyunca kesin gülüyorlardır ama benim bilimselliğim hafif hissiyatlı bir halde olduğundan, kendimce sonuçlara varmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Bu kırmızı hadisesi gibi, yıllar önce erdek.ten aldığım bir yüzükde de başgösterdi. Acaip güzel bir yüzük, rengi de mavi, ama ne zaman taksam iğrenç bir gün geçiyorum, çok mutsuz oluyorum falan. Takmaya niyetleniyorum, bir önceki sefer geliyor aklıma vazgeçiyorum falan filan, nihayetinde yüzüğü çok sevsemde başkasına verdim bitti gitti.

Bu yazıyı okuyup da bahsettiğimi anlayabilecek bir abim vardır ama bu takıntı hallerime en saçmasından bir örnek daha vermek istiyorum. Ortaokulda süper sportif bünyemle habire voleybol basketbol oynarkene, sınıflar arası volybol turnuvası gereği, başka bir sınıfın takımda destek oyuncusu oldum O günde bacaklarım acaip kasılıyor, basketten de gelen alışkanlık ile zıpladım açılır belki diye, ondan sonra atmaya başladım servisleri falan. Benim olduğum takım normalde çok güçsüz ama benim zıplamalar sonucunda attığım servislerle hop hopp maçı kazanıverdik. Ben baktım ki voleybol kariyerim bu şekilde daha etkin olacakher servis öncesi ben bu hareketi yapmaya bşladım ve daha d vahim olan bütün okul bu şapşallığımı benimsedi, hatta bir kaçı denedide. Ne zaman ki ben bir kere zıplarkene arkamda basket oynayan kardeşlerin topları ayağım altına geldi ve bende o zıplama sonucu alçak düşüş yaparken topa basıp hop diye düştüm. Son rezilliğim olsun diye, bu inancıma da nokta koydum...

Bu değerli yazımdan biz nasıl bir sonuç çıkarmalıyız diye düşünmekte olan sayın okura not: Kırmızı giydiğim bir pzt akşamı, beynim, ruhum ancak bu seviyede bir yazı uydurabildi, kusuruma lütfen bakmayın derimm.


ps 1: Eurovisiona Fatih Ürek ve Hadi Hadi ile katılsak seneye, Fatih Ürek hafif zayıflasa, Barbaros Şannsal ile Şenay Akay birleşimi bir imaj yapsalar, 1 numara olmamamız için önümüzde engel mengel kalmaz sanki.


Üstat'da yayınlanma tarihi: 26 Mayıs 2008

Hiç yorum yok: