29 Ekim 2008 Çarşamba

"there is no empire in my mind"


bu yazıya konu olacak derdimi daha önce kayıtlara almayı düşünmüş ama sonra vazgeçmiştim.

Beni tanımayan ama okuyan insanlar varsa, evi çöplük gibi herhalde sürekli bir börtü böcek mevcut diye düşünür, imajım sarsılır, önyargı genelde negatif olduğu için, bu konuya ilişkin pozitif önyargının sadece hayvanseverlerden geleceğini varsaydığımdan es geçmiştim.

ama şimdiki süreçte durumumuz farklı... eleştirmek için değil, değiştirmek için ekolünden gelen bir insan olarak ( tog.a burdan selam ederim) dertden ziyade çözümü sizinle paylaşmak istiyorum.

Bizim şuan yaşadığımız eve taşınalı 2 yıl oldu. 2 yılda değişen değişmeyen birsürü şey mevcut tabii ama en büyük dert olarak evimizde haşereleri örnek gösterebilirim.

şimdi haşere dediysek, hamamböceği gelmesin hemen aklınıza.


Öncelikle küçük canavar karıncalarımız vardı. Bildiğimiz karıncalardan değildi ne yazık ki bunlar... Stratejileri tamamen sinsiliğe dayalı idi ve buzdolabı dışında hiçbir engelde tanımıyorlardı. Eve geldiğimiz zamandan beri mevcut oldukları için biryerden sonra alışıyorsunuz.

Sonra neden bilmem etkinlikleri azıcık sarsıldı ve hop yepyeni kelebekler çıktı ortaya. Yani böle bir paketin içinden türer ve siz o paketi atmadıkça ortadan kaybolmazlar ya; ben evdeki tüm paketleri neredeyse attım ama kelebeklerde gitmedi. Tabii bunlar eve gelince sizi karşılayan şeyler değil ama yinede 2-3 tanesi de asabiyet yapardı benim bünyemde.



Bizim evin hayvan türlerinden sadece birine yaşama şansı verdiği için olsa gerek, kelebeklerde yerini normal tanıdık karıncalara bıraktı. Tabii genel karınca sınırları mutfak da çevreli olsa da bizde öle olmadı, yer gök değerli karıncalarımız ile işgal edildi. Ben olağan türk zekası ile, kendilerine limon suyu, domestos gibi araçlar ile işkence ettiysemde hep malup oldum. Bilgi için onları katletmek de bri vicdansızlık olduğu için bu görevde tek başımaydım ama çok kararlıydım.

Bu kararlılığım internete başvurmak gibi olağan bir refleksi gözden kaçırmama sebep olsada, fuhrerschein sağolsun google. a danışıp, bir blog buldu bana ki, orda da mucizevi çözümü öğrendim.

Bir antiseptik olan ama bana bandırma etibor'u hatırlatan eczaneden alınan borik asiti şeker ve su ile karıştırıp, pamuk gibi bir aracı ile canavarların bolca bulunduğu köşelere iliştirir iseniz, resmen karıncalarla olan savaşınızda beraberliği yakalıyorsunuz. Arada o pamuklu suları güncellemekte fayda var tabii. Eğer 1 hafta sonunda hala ortalarda bir haşere yok ise, galibiyetimi ilan edeceğim.

Blog sahibesini unuttum ama google.da karınca ilaçları yazınca çıkar diye varsayıyorum.

Borik asitin adını unutsanızda, eczaneye gidince karınca için bir antiseptik lazım bana, ne olabilir ki adı diyorsunuz, o size buyrun borik asit diyor..

Buda benim gibi acı şeken ev ahalisine bir faydam olsun. İnsanlar evlerinde huzurlu, karıncalar kendi topraklarında çalışkanca yaşasınlar...

Hoppidi hop hopp


Üstat'da yayınlanma tarihi: 30 Haziran 2008

Hiç yorum yok: