23 Ekim 2008 Perşembe

"Belki hiç anlatmadım diyeceklerim yarım kaldı"



Şimdi beni hiç tanımasanız bile şu yazılardan az çok anlarsınız ben böle aa yanımdan da şu kişi geçmiş farketmedim diyebilecek biri değilim. Popüler kültür populasyonundaki insanların birçoğunu tanır ve nerede olursa olsun ( lazerli gözlerim sağolsun) onları bulup çıkartabilirim. Övünmek olsun diye değil sadece bilgi olsun diye serpiştiriyorum ki hadiseyi, ana konumuza bu köprüden geçiş yapalım.

Çıtır, tikky veyahut beyaz türk olmama rağmen Kanyon’u fazlasıyla sevip benimseyen bir kişiyim ki, film izlemek içinde her halukarda birinci tercihim burası oluyor. Tabii sadece ben değilim bu yönde düşünen, bahsi geçen popüler kültür şahıs kişileride sinemayla haşır neşir olmaya buralara geliyorlar... Bende hiçbir fırsatı kaçırmadan bakıyorum geçiyorum, izliyorum görüyorum, falan filan.

Neyse efendim dünde bugünlerden biriydi...ve ben böle durumlarda hep şu sorgulamayı yapıyorum içimden, girişken olsan ne kaybedersin? Yazsan space.inin adresini bir kartın üstüne, buyrun bende ufacık tefecik bişeyler yapıyorum, aslında eskiden daha eğlenirdim yazarken, şimdi o yüzden yazılarımı sevmiyorum yinede sırf bu işe eğilsem güzel olur herşey inanıyorum falan desem...Olurda bir şekilde okusalar spaceimi, yavrum sen daha "de ile da"yı ayırmayı bilmiyorsun ki diye bir geri dönüş bile mutlu eder mesela beni.. Ama şu var ki bu kart tutuşturmayı düşündüğüm kişiler hakkında spaceimde pek iyide bişey yazdığım yok, yani hıncal uluç’a desem ki, belki bende yeni ayşe olucam okusan nolur; yazıların sonunda Mansursever olmaktan dolayı kaybedicem, ee yalnız başına birileri onunla rahat ileteşebilsin diye takılan Tuna Kiremitçi’ye tutuştursam kartımı onun hakkında gel gitlide olsa, olumlu bir sonucum yok, bu durumda yazılarımın okunmasının pozitifi bir sonuç doğurmuyacağı aşikar. Bu durumda önüme iki yol çıkıyor.

Birincisi; herkesi sevmek, sevmediklerimi kendime saklayıp, space ahalisi ile yüz göz olmamak.

İkincisi; kartımı verdiğim şahıs kişisi doğrultusunda hakkında yazdığım tüm yazıları bir çırpıda silip, doğmayacak çocuğa don biçmek.

Ya da bu sevdadan vazgeçip, kitap okumakla yola devam etmek var ki, insana umut gerektiği için şimdilik bunu askıya alıyor, değerli basın camiası büyüklerimizin ellerinden öpüyoruz.


Üstat'da yayınlanma tarihi: 5 Şubat 2008

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Amanın benim doğumgünümde yayınlamışsın space de :)

Senin bir zamanlar yalı hayallerin vardı, şimdi yazar olmaya kaymış...

İkisi de olur umarım :) ama sen yine kendin ol, olur da böyle bir köşe yazarı falan olursan demesinler arkandan bu kız bu köşeye sahip olmak için kimlere neler söyledi diye :)