23 Ekim 2008 Perşembe

" Bakarsın çoğalırız yaşam denen bu oyunda cemresi oluruz yarınların"


Şimdi sayın okur, beni tanımasınız bile şu yazılarımı az buz okuyan insanlar gece alemlerine ne kadar ama ne kadar uzak olduğumu bilirler. İyi bişey değil tabii bu ama bünye işte ne yaparsınız, biraz ama birazcık erken yaşlanmaya müsait...

Neyse efendim yinede bünye falan demedik little miss sunshine ve till the end of the time hatrına devotchka konserine, hemde haftaiçi haftaiçi gitme teşebbüsünde bulunduk. İnanmazsınız ben haftaiçi taksimsever bir insanım, hatta ben genç iken karşıda oturmama rağmen taksimlerde gezip evime gittiğim zamanları bile yakınlarda bir hatıradır benim için. Bu durumda aman perşembede konser olurmuymuş diye çok mızmızlanmadım, ama konserin 10.da başlıyacağını düşündüğümde hafif mırın kırın etmiş olabilirimJ

Mırın kırından mızmıza geçme seviyem ise garajistanbulun içine girince oldu. Öncelikle belirtmek lazım, tanınılırlık bilinilirlik kriterim sözlük olsaydı, konser salonu benim için epey rahat olurdu ama öle olmadı netekim. Yarısı davetlidir diye düşündüğüm topluluk tam bir aktivite ruhu ile çıkıp gelmişler garaj istanbula... Bünyemde karanlık ve kapalı mekanlara karşı olan antipati sigara dumanı ile birleşince ciddi bir hadiseye dönüştüğünden, yarım saat dj müziği eşliğinde konserin başlamasını beklemek, o arada önümüze umarsızca geçmeye çalışan insanlara bakışlarımızla “anladın sen anladın” türünde içsel küfretmek zaten pek enerjik olan bünyemi fazlasıyla yorduğundan, konser başladığında hoppidi hop hop haline falan bürünmedim. Birde işin daha vahim kısmı adamların yeni albümünü kimsecikler bilmediğinden eski bir şarkılarını söyleyene kadar herkes bir kalakaldı... Geceden tek ümidim little miss sunshine idi, tabii sırf bu ümit için neden para verdiğimin rasyonel bir açıklaması yok , 2 şarkı 3 şarkı bekliyorum sölemiyorlar...Boyumda şahsımın yere yakınlığımdan mütevellit azıcık yetersiz kalıyor ve sahneyi de göremiyorum. Tabii en önemli hadise de herkeşçikler biz hariç herkeşçikler sigara içiyor, aslında bir nevi tütüyor... Ve ben o zamanlarda öyle nefret ediyorum ki, sigaradan, sigaraiçenlerden, sigara içerek beni zehirleme hakkını kendilerinde bulanlardan, diyorum ki çıksın bu sigara yasası içemesinler hiçbiryerde sigara, kendi kendilerini zehirleyerek devam etsinler yollarına.

Dün gece ciğerlerim 2 paket sigara içmişcesine dolu iken hissiyatım buydu, bugünde aslnda böyle düşünüyorum. Ama asıl sorun; havalandırması sınırlı bir mekanda sigara içmek yasaktır diyebilecek organizatörlerin bulunması... Heryerde sigara içenler tarafından yaşam alanım ksııtlanırken 2. sınıf insanların içmeyenler olduğuna da kanaat getirmiş bulunmaktayım.

Yani till the end of time diye gidip, sigara havasızlık ve sıcak mazeretlerinden ötürü kaçma isteğim kimseyi şaşırmadı, yinede konserin yarısına kadarbekliyerekten kaçtık. Temsilci olarak bıraktığımız Habip de till the end of time i söylemediler dedi, içime su serpti, yorgunluğumunda sayesinde mışıl&mışıl uyudum. Uyandığım gün Cuma olduğundan daha da bir bahtiyar oldum ve açıkhava konserlerine kadar sosyal olmamaya karar verdim. Pek tabii sigarayla savaşım orda da devam edicek.

Gecenin sonuçları;

Dahi anlamındaki de ayrı yazılır mantığı ile de’lerin bitişik ve ayrılığına karar vermek sağlıklı olmazmış, kelimenin yokluğunda cümlenin anlamlılığını test etmek daha uygun bir yöntemmiş. Ama bu durumda da cümlenin anlamı hafif değişince ne yapmak gerekir konusunda şaşkın kaldım.Buna istinaden soruyorum “ sende mi bürütüs” de ki de ayrı mı bitişik mi yazılmalı?

Kabak tatlısı mevsim yaz olunca pek yenmeyen, kışa özgü bir tatlı imiş.

Yeni albüm kapsamındaki turlara katılmak için albüm hakkında bilgi sahibi olmakda gayet faydalı bir uygulama olabilirmiş.

Ve bugünün sonucu; Cuma 5’ten sonrası hiç bitmemesi gereken bir zaman olarak tayin edimelidir..

Hoppidi hopp hoppp


Üstat'da yayınlanma tarihi: 18 Nisan 2008

Hiç yorum yok: